Kleptomani

Kleptomani, halk deyişiyle “çalma hastalığı” az rastlanan bir çeşit ruhsal bozukluktur. Bu hastalıktan mustarip kişiler, karşı konulamaz bir çalma dürtüsü hissederler. Üstelik bu dürtünün çaldıkları nesnenin maddi değeri ya da işlerine yarayıp yaramamasıyla hiçbir ilgisi yoktur. Yani Kleptomani hastaları, nesneleri maddi olarak bir kazanç sağlamak için değil, sadece kişisel bir tatmin, rahatlama hissedebilmek için çalarlar. Hastaların büyük çoğunluğu aslında çaldığı nesneyi satın alabilecek maddi yeterliliğe sahiptir. Ancak, hissettikleri bu çalma dürtüsüne karşı koyamadıklarından satın almak yerine çalmayı tercih ederler.

Kleptomani hastaları ilk belirtileri genellikle ergenlik çağının başlarında göstermeye başlarlar. Eğer erken yaşlarda fark edilip tedavi edilmezse, ileriki yıllarda da sorun devam edecektir. Yapılan araştırmalar, Kleptomani hastalarının büyük çoğunluğunun kadın olduğunu göstermiştir. Kadınlarda 30-35 yaşlarında daha sık görülürken, erkeklerde ise 50-55 yaşlarında andropoz döneminde daha sık gözlenmektedir. Hastalık istatistiklere az rastlanan bir rahatsızlık olarak geçse de, istatistiklerin gerçeği tam olarak yansıtmadığı düşünülmektedir. Çünkü Kleptomani hastaları utanç duyma, yargılanmaktan korkma, toplumdan dışlanma gibi sebeplerden dolayı hastalıklarını itiraf etmek ve tedavi arayışına girmekten kaçınmaktadır.

Hastalığa genellikle farklı psikolojik rahatsızlıklar da eşlik eder. Bunlar, obsesif kompülsif bozukluk (saplantı bozukluğu), kaygı bozuklukları, depresyon, kişilik bozuklukları, yeme bozuklukları, madde bağımlılığı gibi hastalıklar olabilir. Kleptomani tedavisinde uzman doktor eşliğinde psikolojik terapiye önem verilir. Ayrıca gerekli durumlarda ek olarak dürtü ve kaygı bozukluklarını baskılayıcı ilaç tedavisi de kullanılmaktadır. Ancak hastalığın temelinde çoğunlukla çocukluk çağındaki travmalar yattığından, öncelikle hastanın geçmişteki sorunlarını çözmesi hedeflenmektedir.